Antalya Fashion Week

DETAYLARDA SAKLI BİR USTALIKLA, MODAYI SESSİZ BİR LÜKSÜN DİLİNE ÇEVİREN TASARIMCI : JOHN HERRERA

John Herrera, Filipinler’den Londra’ya uzanan tasarım yolculuğunda mimari disiplin, geleneksel zanaat ve modern couture tekniklerini sessiz bir ustalıkla bir araya getiren özgün bir anlatıcı. İlk bakışta yalın bir sadelik sunan silüetlerinin ardında, detaylara yaklaşıldıkça ortaya çıkan karmaşık yapı ve incelikli işçilik, onun zamansız ve derinlikli lüks anlayışını tanımlar. Gösterişten uzak bu estetik yaklaşım, Herrera’nın tasarımlarını her kadına değil; bilinçli seçimi, sessiz gücü ve rafine duruşu paylaşan kadınlara adamasının bir yansımasıdır. London, Paris, Tokyo Fashion Week ve Antalya Fashion Week sahnelerinde yer alan Herrera, modayı kültürel hafıza ve çağdaş anlatı arasında kurduğu güçlü bağla sessiz ama etkileyici bir sanata dönüştürüyor. Her koleksiyonu, ustalığın fısıltıyla konuştuğu ve modanın zamana direnen bir anlatıya dönüştüğü bu yaklaşımın güçlü bir yansıması niteliğinde.

Eda Meltem Yılmaz: “John Herrera kimdir, moda yolculuğunuz nasıl başladı?”

John Herrera: Elbise çizmeye dair en eski hatıram altı yaşına dayanıyor. Annemi dikiş dikerken izlerdim; sanırım modaya olan ilgim de orada başladı. Lisedeyken tasarım eğitimi almak istediğimi biliyordum ve sonunda bunu gerçekleştirdim. Filipinler Moda Enstitüsü’nde Moda Tasarımı eğitimi alarak bu alandaki uzmanlığımı akademik bir temele taşıdım.

Eda Meltem Yılmaz: “Yaratıcı imzanızı diğer tasarımcılardan ayıran temel unsur nedir?”

John Herrera: Tasarım dilimde brutalist bir yaklaşım öne çıkıyor. Kumaş manipülasyonu ve yüzey tasarımıyla, ilk bakışta yalın bir sadelik sunan ancak detaylarına yaklaşıldıkça karmaşık bir ustalık barındıran silüetler yaratmayı önemsiyorum. Bu sessiz güç, koleksiyonlarımın karakterini belirleyen temel unsurlardan biri.

Eda Meltem Yılmaz: “Markanızı küresel couture markalarından ayıran en güçlü özellik sizce nedir?”

John Herrera: Açıkçası kendimi küresel couture markalarıyla aynı ligde konumlandırmıyorum; daha niş, daha seçici bir alanda üretmeyi tercih ediyorum. Tasarımlarımı her kadına değil, modaya bakışımı ve estetik duruşumu paylaşan bilinçli bir kadın kitlesine sunuyorum; bu da markanın karakterini daha güçlü ve özgün kılıyor.

Eda Meltem Yılmaz: “Tasarım sürecinizde en çok nerelerden ilham alıyorsunuz?”

John Herrera: Tasarım sürecimde mimari formlar, tarihsel kostümler ve geleneksel zanaatlar temel ilham kaynaklarımı oluşturuyor. Bu unsurları, zihnimdeki çağdaş ve şık kadın figürüyle buluşturarak zamansız, rafine ve güçlü bir estetik anlatı yaratmayı amaçlıyorum.

Eda Meltem Yılmaz: “Geleneksel işçilikle modern couture tekniklerini bir araya getirme yaklaşımınız büyük ilgi görüyor. Sizi bu yola iten motivasyon nedir?”

John Herrera: Geleneksel işçilikle modern couture tekniklerini bir araya getirme yaklaşımım, beni eğiten farklı disiplinlerden gelen isimlerin ve yıllar içinde üzerimde iz bırakan etkilerin doğal bir sonucu. Benzersiz olma kaygısıyla hareket etmiyorum; odağım, tasarladığım kadını doğru, samimi ve güçlü bir biçimde tanımlamak. Bu denge, koleksiyonlarımın ruhunu ve anlatısını belirleyen en temel unsur.

Eda Meltem Yılmaz: “Koleksiyonlarınızda kullandığınız en özgün ya da sizi en çok zorlayan teknik hangisiydi?”

John Herrera: Smocking tekniği, benim için hem en zorlayıcı hem de en keyif aldığım süreçlerden biri oldu. Farklı kumaşlarla denemeler yapmak, malzemenin sınırlarını keşfetmek ve yeni olasılıkların peşine düşmek yaratıcı sürecimin önemli bir parçası. Bu tekniği ilk kez 2017 yılında kullandım; bugün ise couture dünyasında yaygın biçimde karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra, yaklaşık yirmi yıl önce mentörlerimden birinin bana aktardığı kumaşı şekillendirme ve yakma teknikleri, tasarıma bakış açımda gerçek bir dönüm noktası yaratarak yaratıcı dilimin şekillenmesinde belirleyici oldu.

Eda Meltem Yılmaz:  Antalya Fashion Week’e gelme fikri ilk ne zaman ve nasıl ortaya çıktı? Bu yolculukta sizi en çok heyecanlandıran detay neydi?

John Herrera: Bu fikir, Fashion Scout London’dan Martin ve Billie sayesinde, AFW ile yürüttükleri iş birliği kapsamında ortaya çıktı. Bana bu projeden bahsettikleri anda büyük bir heyecan duydum; Antalya’yı ve Türkiye’yi uzun zamandır görmek istiyordum. Anadolu’nun böylesine güçlü bir tarih ve kültüre sahip bir şehrinde koleksiyonumu sunma fikri bana son derece etkileyici geldi; üstelik Antalya Fashion Week, yakından takip ettiğim ve bildiğim bir organizasyondu.Bu yolculuğu benim için özel kılan en önemli unsur ise tanıştığım ve birlikte çalıştığım insanlardı. Eda ve onun harika ekibi, son derece profesyonel ve zarif modeller ve elbette Antalya’nın kendisi… Şehrin insanları inanılmaz derecede sıcakkanlıydı; zanaatlarını, sanatlarını ve mutfak kültürlerini büyük bir cömertlikle bizimle paylaştılar. Ayrıca Ruin Adalia Hotel ekip ve yöneticilerin misafirperverliğini de özellikle anmak isterim. Antalya Fashion Week’ten yanımda götürdüğüm bu anılar, hayatım boyunca kıymetle saklayacağım özel hatıralar olarak kalacak.

Eda Meltem Yılmaz: “Antalya Fashion Week deneyiminizi nasıl tanımlarsınız?”

John Herrera: Harika bir deneyimdi; Antalya Fashion Week benim için son derece ilham verici ve unutulmaz bir buluşmaydı. Prodüksiyon ekibinden modellere ve asistanlara kadar birlikte çalıştığım herkes, sanata duyduğu tutku ve yaratıcı enerjisiyle sürece gerçek bir ruh kattı. Bu kolektif üretim hâli, defilenin yalnızca bir sunum olmanın ötesine geçerek güçlü bir sanatsal paylaşım alanına dönüşmesini sağladı. Hafızamda uzun süre yer edecek bir deneyimdi. Gerçekten büyülendim.

“Antalya Fashion Week, benim için yalnızca bir defile değil; tarih, kültür ve modanın aynı sahnede buluştuğu, modanın bir şehirle ve insanlarıyla nasıl bütünleşebileceğini gösteren güçlü bir organizasyondu’’

Eda Meltem Yılmaz: “AFW’den aklınızda en çok kalan an hangisiydi?”

John Herrera: Aslında hafızamda yer eden birden fazla an var. Defile podyumu için özel olarak hazırlanan tarihi Döşemealtı halılarını ilk kez gördüğüm an son derece etkileyiciydi. Bunun yanı sıra, Eda Hanım’la şehri gezerken o sezon koleksiyon sunan tüm tasarımcıların tanıtıldığı billboard’ları Antalya’nın dört bir yanında görmek, organizasyonun şehre nasıl yayıldığını ve ne denli güçlü bir vizyonla kurgulandığını hissettirdi. Diğer tasarımcıların podyumdaki yaratıcı süreçlerini yakından izlemek ise bu deneyimi benim için daha da anlamlı kıldı. Tüm bu anlar, Antalya Fashion Week’in yalnızca bir moda haftası değil; kültür, vizyon ve kolektif yaratıcılıkla örülmüş güçlü bir buluşma alanı olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Hafızamda iz bırakan, gerçekten unutulmaz anlardı.

Eda Meltem Yılmaz: “Dünyanın pek çok ülkesinde defile yapmış biri olarak AFW podyumu, Türk tasarımcılar ve Türkiye moda sahnesi hakkında ne düşünüyorsunuz?”

John Herrera: Canlı, güncel ve son derece özgün. Antalya Fashion Week podyumu ve Türk tasarımcılar, yerel kimliğini korurken küresel moda diliyle güçlü bir bağ kuruyor. Türkiye moda sahnesi, uluslararası ölçekte karşılığı olan, gerçekten küresel bir dinamizm sunuyor.

Eda Meltem Yılmaz: “Kaleiçi’nin tarihi atmosferinde, geleneksel Türk halıları üzerinde yürüdüğünüz bu özel defile deneyimi sizde nasıl bir izlenim bıraktı?”

John Herrera: Kaleiçi son derece büyüleyici ve etkileyici bir atmosfere sahip. Tarihi sokaklarında yürümek, yerel lezzetleri keşfetmek ve şehrin ritmini hissetmek benim için çok özel bir deneyimdi. Sıcakkanlı insanlar ve rengârenk dükkânlar, bu tarihi dokuyu daha da canlı kılıyor. Türk kültürü son derece kıymetli ve derin; en kısa zamanda yeniden gelmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

“Antalya Fashion Week 2025’ten yanımda götürdüğüm anılar, hayatım boyunca kıymetle saklayacağım özel dostluklar ve izler bıraktı.”

Eda Meltem Yılmaz: “Markanızın estetiğini üç kelimeyle tanımlasanız?”

John Herrera: Terzisel. Sessiz. Lüks.

Eda Meltem Yılmaz: “Bugün hâlâ size ilham veren bir kariyer anınız var mı?”

John Herrera: Her koleksiyon benim için ayrı bir yolculuk ve her biri hâlâ bana gülümsüyor. Ancak bir anı seçeceksem, A/W 17 “Agíla” koleksiyonum diyebilirim; fikir aşamasından sunumuna ve aldığı geri dönüşlere kadar her şey kusursuz bir akışla ilerledi. İlk kez London Fashion Scout’ta yer almam ve ardından British Vogue ile The Telegraph’ta yer bulmam, işimin küresel ölçekte fark edildiğini hissettiğim ilk andı. Bunları şuan yazarken bile gülümsüyorum.

Eda Meltem Yılmaz: “Genç tasarımcılara vereceğiniz en önemli tavsiye nedir?”

John Herrera: Hayal kurun, çok çalışın; sabırlı ve disiplinli olmayı öğrenin. Tasarladığınız kişiyle gerçek bir bağ kurmak için müşterinizi tanıyın, üretim sürecinde kendinize düzenli olarak alan açmayı ve dinlenmeyi ihmal etmeyin. Ve tüm bunları, istikrarla tekrar edin.

Eda Meltem Yılmaz: “John Herrera markasının gelecekte nasıl hatırlanmasını isterdiniz?”

John Herrera: Açıkçası bunu hiç düşünmedim. Yol boyunca karşılaştığım insanların beni ve yaptığım işi güzel duygularla hatırlamasını isterim.

Eda Meltem Yılmaz: “Bu yolculuğu sizi tanımlayan tek bir kelimeyle anlatacak olsanız?”

John Herrera: Büyülenmiş. Bu kelime, bugüne kadar çıktığım yolculukta karşılaştığım insanlar, beklenmedik anlar ve ilham verici deneyimlerle şekillenen yolculuğumda benim için pek çok anlama sahip.

Eda Meltem Yılmaz: “Antalya Fashion Week izleyicilerine ya da Türkiye’deki moda takipçilerine iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?”

John Herrera: Yaratıcılığınızı, tarihinizi, kültürünüzü ve nezaketinizi benimle paylaştığınız için gönülden teşekkür ederim. Bu toprakların taşıdığı estetik miras ve güçlü anlatı, tasarım yolculuğumda kalıcı bir iz bıraktı. Antalya’da kurulan bu bağın uzun soluklu olacağına inanıyorum. Yollarımızın yeniden kesişeceğini biliyorum. Beni tekrar göreceksiniz. İlhamla kalın.

ZOOM IN

* Güne başlarken … Bir fincan çay…  olmazsa olmazım.

* Dolabımda en çok … Siyah… renk var.

* Asla vazgeçemediğim stil parçam … Siyah tişört….

* Dünyadaki en sevdiğim kaçış noktası …. Victoria and Albert Museum, Londra….

* Bir kelimeyle moda .. Özgür…. olmalı.

* Bir günlüğüne başka bir meslek seçsem …. Astronot…. olurdum.

* Benim için güzellik … Öznel….

* En son dinlediğim şarkı …. Berghain – Rosalía….