Antalya Fashion Week

KÜLTÜRLER ARASI BİR KÖPRÜ: EHAT LEKOVIC

Antalya’dan Avrupa’ya Uzanan Bir Vizyon: Ehat Lekovic

Antalya Fashion Week’in uluslararası alandaki etkisini artıran en stratejik adımlardan biri, Avrupa koordinasyon merkezinin Belgrad’da kurulması oldu. Bu vizyoner hamlenin arkasındaki isim ise, moda, fotoğraf ve sanat dünyasında yıllardır dikkat çeken projelere imza atan Ehat Lekovic. Yalnızca kreatif üretimiyle değil, aynı zamanda kültürler arası köprü kuran yaklaşımıyla da dikkat çeken Lekovic, Antalya Fashion Week’in Avrupa’daki yüzü olarak büyük bir sorumluluk üstleniyor. Bugün onunla, AFW Europe’un doğuşunu, bu yılki iş birliklerini ve gelecek hedeflerini konuşmak üzere bir araya geldik.“AMACIMIZ SADECE MODAYI DEĞİL, ÜLKEMİZİN KÜLTÜREL MİRASINI DA DÜNYAYA TANITMAK”
XL Magazin : Antalya Fashion Week’in Avrupa koordinasyonunu yürütüyorsunuz. Organizasyonun uluslararası alandaki etkisini artırmak adına nasıl bir strateji izliyorsunuz? Bu süreçte karşılaştığınız zorluklar ve elde ettiğiniz kazanımlar neler?
Ehat Lekovic : Antalya Fashion Week, Türkiye adına uluslararası ölçekte çok kıymetli bir platform. Bu büyüyen organizasyonu, seviyeleri ve etkisi net bir şekilde tanımlanmış global paydaşlara anlatmak ve onları dahil etmek, dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Tüm süreci resmi yollarla ve doğru kanallardan ilerletmek zaman zaman zorlayıcı olsa da, sonuçları son derece verimli oluyor.
Bu noktada en önemli konu; yaptığınız işin size ait olması, yani fikri mülkiyetin korunması ve sektörde gerçek bir geçmişe sahip olmanız. Moda endüstrisinden uzak, alakasız projelerle yola çıkanlar kalıcı olamıyor. Biz Antalya Fashion Week’te sekiz yıldır bu çizgiyi titizlikle koruyoruz.
Uluslararası iletişimde de, moda haftalarıyla neredeyse diplomatik yazışmalara benzeyen resmi bir dil kullanıyoruz. Bu ciddi yaklaşım sayesinde, organizasyonumuz pek çok küresel etkinliğin önüne geçerek büyük bir ilgi görüyor. Ana defile alanımız, birçok tasarımcının hayalini kurduğu bir sahneye dönüştü. Burada koleksiyon sunmak, tasarımcılar için ciddi bir prestij haline geldi.
Standart bir moda haftasının ötesinde; yurt dışından gelen katılımcılar, etkinlikler ve medya çalışmaları sayesinde Antalya ekonomisine sadece 20 gün içinde büyük bir katkı sağlıyoruz. Kültür, sanat ve turizm tanıtımlarını da stratejik bir şekilde entegre ederek bu etkiyi daha da büyütüyoruz.
Hedefimiz; zamanla tüm şehri, doğudan batıya bir moda rotasına dönüştürmek. Çünkü Antalya Fashion Week, bu şehrin markasıdır. Ve bu markayı doğru kullandığımızda, normal şartlarda Antalya’ya ulaşması zor olan birçok önemli ismi buraya kolayca getirebiliyoruz.
XL Magazin : Antalya Fashion Week’in uluslararası büyümesi arkasında nasıl bir vizyon var?
Ehat Lekovic :  AFW’nin bu noktaya gelmesinin temelinde Eda Meltem Yılmaz’ın 23 yıllık moda birikimi ve organizasyona getirdiği vizyoner bakış var. Sadece bir moda haftası değil, aynı zamanda kültür ve sanatla harmanlanmış bir deneyim sunuyoruz. Ben de Avrupa koordinatörü olarak uluslararası moda haftalarındaki tecrübem ve geniş iletişim ağım sayesinde yurt dışından önemli tasarımcı ve markaları Antalya’ya kazandırıyorum. Amacımız sadece modayı değil, ülkemizin kültürel mirasını da dünyaya tanıtmak. AFW her yıl bu misyonla büyüyor ve çok daha fazlası yolda.

XL Magazin : Antalya Fashion Week’i bu yıl farklı kılan en önemli unsur sizce neydi?

Ehat Lekovic :  Antalya Fashion Week 2025’in en büyük farkı, Antalya Valimiz Sayın Hulusi Şahin’in vizyoner desteğiyle etkinliğimizi şehrin tarihi merkezine taşıyabilmemizdi. Bu destek, önümüzdeki yıllarda hayata geçireceğimiz birçok operasyonel adımı da şimdiden planlamamıza olanak tanıdı.

Hadrian Kapısı gibi simge mekânlarda gerçekleştirdiğimiz defileler, AFW’ye yalnızca görsel bir zenginlik değil, kültürel bir derinlik de kazandırdı. Farklı ülkelerden gelen konuklarımızın çoğu, Antalya’yı sadece lüks sahil otellerinden ibaret sanırken; Kaleiçi’nin tarihi dokusunu görünce şehre bakış açıları tamamen değişti. “Burayı hiç böyle hayal etmemiştik, kültürel bir hazineyle karşılaştık” dediler.

Bu geri bildirimler bize gösterdi ki, modayı tarihi mekânlarla buluşturmak sadece estetik değil, aynı zamanda algıyı dönüştüren bir hamle. Bu tür mekânsal tercihler, Antalya Fashion Week’in marka değerini büyük ölçüde artırıyor ve şehri kültürel moda destinasyonu haline getiriyor.

XL Magazin : Londra Fashion Scout iş birliğiyle John Herrera’nın Antalya’ya gelişinde çok önemli bir rol oynadın. Bu süreç nasıl gelişti? Bizimle perde arkasını paylaşır mısın?

Ehat Lekovic : Fashion Scout ile uzun süredir iletişim halindeydik. Antalya’nın kültürel gücünü ve moda potansiyelini doğru anlatınca, çok etkilendiler. Martyn Roberts, Kaleiçi sahnemiz için “Böyle bir atmosferi Londra’da bile yaratamayız” dediğinde, John Herrera’nın geliş süreci başladı.

Ruin Adalia gibi tarihi bir sahnede, halıların üzerinde defile yapma fikri onları büyüledi. Bu iş birliği sadece bir defile değil, Antalya’nın ruhunu uluslararası bir bakışla dünyaya sunmaktı. Bizim için çok kıymetli bir adımdı.

XL Magazin : AFW’nin uluslararası boyutunu geliştirirken seni en çok motive eden şey ne? Bundan sonraki hedefin ne? 

Ehat Lekovic : En büyük motivasyonum sevgili eşim Eda Meltem Yılmaz. Onun vizyonu ve hayalleri bu yolculuğun en güçlü itici gücü. Daima ileriye bakıyor, tam bir Antalyalı ve Antalya aşığı. Bu şehir için hayal etmekten hiç vazgeçmiyor. Her yıl bir öncekinden daha fazlasını nasıl yapabiliriz diye planlıyoruz. Şehrimizin ve tasarımcılarımızın dünya çapında hak ettiği değeri görmesini istiyoruz. Türkiye büyük bir tekstil ülkesi ve benim hedefim de AFW’yi uluslararası moda takviminde daha üst sıralara taşımak; dünyanın dört bir yanından tasarımcıların, basının ve moda severlerin buluştuğu, çok yönlü ve dinamik bir moda haftası haline getirmek.